dizimin üstüne koy başını
şiir okuyayım, geçsin dünyanın kiri.
Malum ramazan geldi, insanlar birbirine yakınlaşmaya, sofralar şenlenmeye başladı. Ne güzel. Bol gülücüklü, kalabalık akşam yemekleri her şartta mükemmel bir görüntüdür.
Bir yandan da inananlar ve inanmayanlar birbirlerine karşı tahammülsüzlüklerini sürdüredursun ben bu konuda iki şeye değinmek istiyorum:
İlkin, oruç sadece Allah rızası için tutulur. Bunu yaparken de amaç nefsini sınava tabi tutmaktır. Fakirleri anlayayım meselesiyle şu cehalet çarkını çevirip durmayın. İnsanı insan yapan tüm dürtülerinden kendini sıyırmak ve Allah'la başbaşa kalmak, onu zikretmek orucun temelidir. Bu hususta bir insanın nefsini bir ölçüde yenmiş olmasıyla iftarda kendini ne zenginliklerle ödüllendireceği de kendisine kalmış bir meseledir. Bu kimseyi ilgilendirmez.
İkincisi ise buna bağlı olarak oruç, insanın yalnız benliği ve yaratıcısıyla başbaşa kalma hali olduğundan insan kendini dedikodu, haset, art niyet gibi davranışlardan uzak tutmalıdır. Niyetliyseniz başkasını yargılamaktan iki kat uzak duracaksınız demektir. Çünkü normal şartlarda sizi ilgilendirmeyen bu hadiseler, hele ki bu şartlarda hiç ilgilendirmez.
Geçen gün orucunu açmış bir adam arkadaşına namaza gidelim dedi, arkadaşı istemeyince adam “Senin oruç neye yarar ki, onu sakatladın bile, ne anladım ben bu işten?” diye azarladı. Sen anlama bir zahmet. Farzın muhatabı sen değilsin çünkü.
Siz de değilsiniz. En fazla “nefsinle uğraş, dedikodu yapma, kendinle ilgilen, Allah'ı an.” diyebileceğiniz uyarı hakkınız var nezaket kuralları içinde. Din zaten hassas bir konu, bir de densiz densiz davranınca insanlara doğruyu ifade etmekten çok onları inandıklarının yanlışına itiyorsunuz.
İnançlı olmayan ve oruç tutmayan bir insan olarak yazdım bunları. Ramazanları seviyorum hem. İnsanların muhabbete dönüşlerindeki geleneksellik bana nostalji yaşattığından belki de. Ama bakıyorum inanan insanlar başka müminleri yargılıyor, inançsızlar zaten orucun “saçmalığının” derdinde.
Hayır efendim oruç inanmasan bile kendinle girdiğin mücadeleden ve hiçliğini anlamandan ötürü gayet de anlamlı bir meditasyon türü bana göre. Budistler yapınca şekil oluyor ama değil mi?
Bu da inananlar için bir alıntı:
“Kur’ân-ı Kerim, düşük arzular önlenmedikçe insanın kurtuluşa ulaşamayacağını bildirir. Mürselât suresinin 40-41. ayetleri bu husus ile ilgilidir. Buyuruluyor ki:
“Kim Rabb’inin makamından korkar ve nefsinin hevasından sakınırsa; artık şüphesiz cennet onun için bir barınma yeridir.”
Helâl ve yapılmasına izin verilen şeylerden uzak durmak eylemi, sırf Allah (c.c.) rızası için yapılır. Böyle bir eylem insanın kendisini kontrol etmesini güçlendirir. Allah’ın azabından sakınmayı sağlar. Bütün bunlar orucu sağlık nedeniyle yapılan perhizden ayıran özelliklerdir.”
Düzenleme: Başka bir konu da oruç tutmayanların yeme içme özgürlüğünün ellerinden alınmak istenmesi. Hiçbir niyetlinin gözünün içine sokarak yemek yemeyi tercih etmeyiz; fakat asıl nefsi terbiye de bunlarla yüzleşmekle mümkündür. Kuytu köşelerde yiyilip içilmesini kimse talep edemez. Zaten orucu bunun için de tutuyorsun.
çok kez sorulmasına ithafen; fikirlerim tamamiyle bu doğrultudadır, şiddetle katılıyorum.
Bunu çerçeveletip ülkenin her yerine asmak gerek
Bi bok yaptığım da yok ama sürekli yorgunum uykum bide çişim var
knjlkefjgbıfhruıo<ghpeb


